Ben ev yaptım!

Ben çivilerini çakarken parmaklarıma vura vura, çelik kolonlarını taşırken kollarımı çize çize, yerdeki çamura bata çıka hiç tanımadığım 30 kişi ile birlikte, hiç tanımadığım bir aileye 3 günde 3 odalı ev yaptım! Burada Kuala Lumpur’da bir grup genç mimar ve inşaat mühendisinin insiyatifi ile başlayan Epic Home beni de sorgusuz içine alarak el emeği ile gönüllü iş yapmak ne demekmiş, egolar bırakılıp nasıl herkes aynı tozu yutarmış gösterdi.

W daha önceki Malezya macerasında tanımış Epic Home grubunu. O zaman NGO (Sivil Toplum Örgütü) konumundalarmış. Şimdi ticari kurum statüsü almışlar, daha çok nakitleri ve tam zamanlı kadroları var. Ana kadro 5-6 kişi. Sürekli dışarıdan destek veren profesyoneller de var. Bir de bizim gibi orduyu oluşturan, amelelik yapan gönüllüler. Ana fikrin bazı çocukların katıldığı Rotary toplantılarından çıktığını söyledi biri. Evet, hemen herkes orta üst sınıf Çinli ailelerin yurtdışında okumuş, İngilizce’den başka dil konuşmayan çocukları. Ama bunu sorgulamaya başlamak yapılan işi umursamamak olur. Malezya’da Çinliler, Maleyler ve Hintliler arasında birçok durumda keskin sosyal sınırlar var. Ama bu başka bir yazının konusu olsun. Benim için en önemlisi çocukların evi tasarlarken her aşamada evin babası Atan’a danışmış olmaları, evi yaparken çıkan çöpe dikkat etmeleri, köye rahatsızlık vermemeye çalışmaları ve şehirli bir kibirlilikle değil, insani bir duyarlılıkla bu işe bakmalarıydı.

Bu iş sayesinde Malezya’da bir orman köyünü görmüş oldum. Etraftaki diğer evlere,ipteki çamaşırlara, verandada oturan kadınlara bakıp durdum. Şimdi “acaba kim daha mutlu?” sorunsalına bu havadar yazıda girmeyelim ama insan o küçücük çocukların nasıl özgüvenle etrafta koştuğunu, düşüp kalkmaktan korkmadığını, birbirlerine sahip çıktıklarını görünce şehirde bize dayatılan kuralların gerekliliğini sorguluyor. Bir ağaç gölgesinde 3-5 kişi hiç konuşmadan oturup, bir gün geçirebiliyorlar. Eve bakan erkek ormandan avladığı hayvani satıp eve gerekli yiyeceği alıyor. Daha fazla alacak birşey de yok zaten. Gerekli mi onu da bilmiyorum…

Bütün bunların yanında çok çalışkan, neşeli, ilginç insanlarla tanıştım. Çinlilerle olmanın en güzel yanı muhteşem yemekler yedim. Nehirde yüzdüm, aynı çamurlu pantolonu 3 gün giydim. Ha bir de projen hazırsa getir, çelik konstrüksiyon, ahşap malzeme ev yapmayı öğrendim.

“Acaba bunu Türkiye’de nasıl uygulayabiliriz?” ya da “Mesela şimdi bu köy, bu aile neye göre seçiliyor?” gibi sorusu olan varsa böyle gelsin, konuşalım.

M.A.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *