Biz niye geziyorduk?

Ben ve W 13 gündür Tayland’dayız. Phuket’ten başlayıp Koh Phi Phi ve Krabi’yi geçerek Bangkok’a geldik. Bu arada süper yemekler yedim, bir sürü gezginle tanıştım, PADI Open Water dalış sertifikama başladım, birinci yıldönümüzü kutladık, ilk defa motorsiklet kullandım… Cumartesi günü maceraya babamı da kattık. O gelince Bangkok’ta biraz da “turistik” aktiviteler yapalım dedik. İşte o zaman kafam karışmaya başladı.

Bangkok’ta Grand Palace kapısında içeri girsek mi girmesek mi diye düşünürken “Biz niye geziyoruz?” diye sordum önce kendime sonra W’ye. Galiba o yavaş ritmim sarsıldı kalabalıkların ve sürekli bilet, tur, heykel satmaya çalışan insanların arasında. O sarayın orada olduğunu, neyi temsil ettiğini, etrafının nasıl gelistiğini bilmem gerek, başka türlüsü cahillik olur. ama gerçekten koştura koştura gezi rehberinde yazan bütün o yerleri gormek gerekli mi? Akşam sokakta yemek yiyip, etrafa bakınmak, mümkünse Couchsurfing gibi gruplardan yerel birileriyle tanışmak, en işlek caddelerden otobüse, metroya binmek o şehri/ülkeyi anlamak için daha iyi bir yol değil mi?

Rehberlik yaptığım zamanlarda başka türlü “gezme” biçimlerini de gördüm. Her yere bir rehberle, önceden belirlenmiş bir programla gitmek bazıları için konforlu ve risksiz. Haritadan gitmek istediğin bir ülke seçmek, paran ve o ülke hakkında bilgin ne kadar az olursa olsun sadece gitmeyi istediğin için yola koyulmak fikri korkutucu mu? Bence aklına geleni yapmak biraz korkutuyorsa sonuç hiç de fena olmayabilir.

Sen niye geziyordun?

 

M.A.

 

Puket’te İki Gün Neler Yapılır?

Bu yazının daha egzotik ya da “Phuket’in Dağları, Taşlıdır Yolları” gibi eğlenceli bir başlığı olsa daha bir ilgini çekerdi tabi ama SEO (search engine optimizion) kaygılarından dolayı en basit başlığı koydum. Zaten önemli olan burada ne gördüğüm ne yaptığım, güzel bir başlık fikri olan varsa dinlerim, bunu değiştiririm.

İstanbul’dan ayrılmadan önce Malezya’da 3 aydan fazla vize alamayacağımızı bildiğimizden AirAsia’dan süper ucuza Phuket, Tayland’a bilet almıştık. O zaman gidemezsek de yansın bilet diye düşünmüştük ama bir de baktık 4 ay geçmiş ve biz deniz manzaralı balkonumuzda oturmuş çalışıyoruz.

Phuket Tayland’ın güney batısında Andaman denizinde kara ile bağlantısı iki köprü ile sağlanan turistik bir ada. Adını duymayan, resimlerini görmeyen yoktur herhalde. “Bırakıcam bu hayatı, Phuket’e yerleşicem ben abi” geyiği yapmayan varsa bir adım öne çıksın! Dünyanın en iyi pazarlanan, özellikle kış aylarında herkesin tatil hayallerinde olan bir yer Phuket. Ben de gelmeden önce “turist” profili olarak az biraz ne ile karşılacağımı biliyordum. Ama güzelim denizin, palmiye ağacı altında bir kokteylin hatırına kalabaklar bizi üzmez diyordum. Kalabalıklar üzmedi doğru, çünkü muson mevsimi başlamış, nerdeyse kimse kalmamış etrafta. Bu iyi haber de o gri gökyüzü, dalgalı denizi ve bugün hiç dinmeyen yağmuru olmasa iyiydi. Yine de ben ve W. eğlendik.

Phuket nasıl bir yer? Phuket’te neler yapılır?

  • Phuket’in muhteşem fotoğrafları bir satış ilüzyonu sanki. Her yerde dükkanlar, kalabalık sokaklar, yanyana inşa edilmiş pansiyon- hoteller tüm kasabaların girişindeki ana manzara. Pahalı resortlar tabi ki daha izole.
  • Yemek konsusunda zor bir gezginsen burada taş fırın İtalyan pizzasından, Rusların borş çorbasına kadar değişik mutfaklari bulabilirsin. Sokakta döner bile gördüm. Biz motorumuz olduğu için “off the road” Thai restoranlarını keşfettik.
  • Deniz ürünleri tabi ki her restoranın mönüsünde. Kişi başı 30-40 TL’ye bir kac çeşit deniz ürünü ve bir bira alabilirsin. Otellerin restoranlarına gittiğinde İstanbul fiyatlarından biraz daha ucuza yersiniz, ama o kadar.
  • Konaklama için 3-4 odalı pansiyonlarda oda fiyatı 30-40 TL’den başlayıp günlüğü 600-700 TL’ye çıkan otellere kadar gidebilirsin. Ama Türkiye’de dillerden düşmeyen “Ağğbiiiii Tayland’da 30 dolara süper otellerde kalıyormuşsun” tabi ki şehir efsanesi. Bu dünyada sevgi ve sağlık hariç iyi olan herşey pahalı (mesaj kaygısı).
  • Klasik bir tavsiye de tabi ki adada gezmenin en güzel yolu motor kiralamak. Biz 24 saat için 200 Baht (23 TL) ödedik. Benzinin de litresi 40 Baht (2,5 TL).
  • Havaalanından adanın en güneyine minibüs ile transfer kişi başı fiyatlar her yerde sabit. Ama ada içinde taksiye ihtiyacın olursa mutlaka en az iki yere sor, biraz pazarlık yap.

Hava güneşli, deniz dümdüz olsa belki daha çok severdim Phuket’i. Ama ben kesinlikle Malezya’nın adalarını tercih ediyorum şimdilik. Yarin Koh Phi Phi’ye sonra da Krabi adasına gideceğiz. Haftaya babam geldiğinde de Koh Samuai’yi ziyaret edeceğiz gibi görünüyor.

Phuket’te neler görülür sorusuna “Bir motor kirala ve gördüğün her tabelayı takip et” diye cevap vereceğim. Ara yollara gir, bakkallardan dondurma al, yerli insanların oturduğunu gördüğün lokantada korkmadan yemek ye. Tepedeki o kocaman Budha heykeline çıkarsan inişte sağda Gaye teyze ve adını hatırlayamadığım eşinden benzin al, ördeklerini sev. Evet dağın tepesinde emekli bir Türkiyeli çift… Phuket süprizlerle dolu ne de olsa… Ha bir de bence hayvanları ve insanları sömürdükleri “turistik” şovlara prim verme. Buranın bir ada, kaynaklarının sınırlı olduğunu unutmadan suyunu, plastiğini sorumlu kullan.

Yazıyı çok uzatmamak lazım, bir noktadan sonra ilgi dağılıyor, kimse okumuyor. Bu bilgiler yetmediyse “Yorumlar” bölümünde soru sor, ben hemen cevaplarım.

Ben biraz daha denizi dinleyip, yarınki yolculuk için çantamı hazırlayacağım. Sonra da sabah yeni bir macera.

M.A.